SEARCH AND PRESS ENTER
Enstürman Çalmak Beyin Sağlığını Nasıl Koruyor?

Journal of Neuroscience’ta Mayıs ayında yayımlanan araştırmada, bir müzik aletinden ses çıkarmayı öğrenmek, kısa bir zaman çerçevesinde beyin dalgalarını değiştirerek kişinin duyma ve dinleme becerilerini geliştiriyor. Beyin etkinliğinde meydana gelen bu değişiklik, beynin kendini yeniden programlama, böylece kişinin görevleri yerine getirmesini engelleyebilen yaralanmaları ve hastalıkları telafi etme becerisinin bir kanıtı. Baycrest’in Rotman Araştırma Enstitüsünde (RRI) kıdemli bilim insanı ve araştırmanın da baş yazarı olan Dr. Bernhard Ross şöyle diyor: “Müziğin beyin üstünde yararlı etkileri olduğu Öteden beri biliniyordu ancak müziğin hangi özelliklerinin fark yarattığına ilişkin anlayışımız kısıtlıydı. Bir çalgı üzerinde ses çıkarmayı üretmek için gereken hassas hareketleri öğrenmenin beynin ses algısını müzik dinlerken görülmeyen bir biçimde değiştirdiği ilk defa bu çalışmaya ispatlanıyor.”

 

Bu bulgular Dr. Ross’un inme geçirenlerin vücutlarının üst kısmındaki motor hareketlerin rehabilitasyonu için müzik eğitimi kullandığı araştırmaları destekler nitelikte. Baycrest bilim insanları kişilerin müzikal geçmişinin, yaşlanma sürecinde dinleme becerilerini ve bilişsel işlevleri nasıl etkilediğine ve beynin yaşlanmasının işitme üzerindeki etkisine dair yaptıkları çığır açan çalışmalarla tanınıyor. Bu araştırmaya normal işiten, hiçbir nörolojik ve psikiyatrik hastalık geçmişi bulunmayan 32 adet genç ve sağlıklı yetişkin katıldı. Deneklerin beyin dalgaları Tibet şarkı çanağının (tahta bir tokmakla vurulunca ses çıkartan küçük bir çan) seslerini dinledikleri sırada kaydedildi. Ses kaydını dinleyen deneklerin yarısına bu çan verildi, aynı sesi ve ritmi çalmaları istendi. Deneklerin diğer yarısınaysa aynı sesleri bilgisayar klavyesinde bir tuşa basarak çıkarmaları söylendi. “Müzik çalma eyleminin beynin işitme, motor ve algı sistemi gibi birçok sisteminin birlikte çalışmasını gerektirdiği öne sürülüyordu” diyor aynı zamanda Toronto Üniversitesinde medikal biyofizik profesörü olan Dr. Ross. “Bu araştırma tek bir oturumun ardından beyindeki değişiklikleri doğrudan gördüğümüz, müzik yaratmanın beyin etkinliğinde köklü bir değişikliğe yol açtığım kanıtlayan ilk çalışma oldu.Çalışmanın sonraki aşamaları, müzik eğitimi ya da üzyoterapi görmüş felçlilerin iyileşme süreçlerini analiz etmek ve müzik eğitiminin yaşlı yetişkinlerin beyinleri üzerindeki etkisini açığa çıkarmak, yeteri kadar ödenek bulunabilirse araştırma, motor işlevlerini etkileyen diğer durumlar, örneğin travmatik beyin yaralanmaları için de müzik eğitimine dayanan rehabilitasyon programları geliştirmede kullanılabilir.

Çalışma için gereken araştırma, ekipman ve araştırmacı ekibi sağlayan Kanada Sağlık Araştırmaları Enstitüsü’nün desteğiyle yapılabildi. Dr. Ross’un çalışmaları gelecekte işitmeye yardımcı araçlar geliştirmek ve kulak sağlığının korunması için bilişsel eğitim programları yapmak için gereken temeli atıyor. Birkaç yıllık müzik eğitimi bile beyne daha sonraları yarar sağlıyor.  Journal of Neuroscience’ta yayımlanan bir çalışmaya göre, çocukken müzik dersi alan ancak sonra yıllar boyunca çalgı çalmayan yaşlı yetişkinler konuşma seslerine, hiç çalgı çalmamış bireylerden daha hızlı karşılık veriyor. Bu araştırma, erken yaşta müzik eğitiminin beynin sesi işleyişi üzerinde kalıcı ve olumlu bir etkisi olduğunu akla getiriyor. İnsanlar yaşlandıkça beyinde genellikle duymayı olumsuz etkileyen değişimler yaşanır. Söz gelimi,  yetişkinlerin beyinleri, konuşmayı yorumlamada çok önemli olan, hızla değişen seslere daha yavaş tepkiler verir. Ne var ki daha önce yapılmış araştırmalar yaşa bağlı bu gerilemelerin kaçınılmaz olmadığını gösteriyor. Müzisyenlerle ilgili yakın zamanda yapılmış araştırmalar, yaşam boyu müzik eğitiminin bu ve benzeri bilişsel gerilemeleri telafi edebildiğini göstermişti. Northwestern Üniversitesinden Dr. Nina Kraus’un ve meslektaşlarının yürüttüğü araştırma, yaşamın erken döneminde alınan kısıtlı müzik eğitiminin, beynin onlarca yıl sonra bile sese karşı verdiği tepkide değişime yol açıp açmadığını inceliyor. Araştırmacılar, gençlikte çalgı çalmaya ne kadar çok zaman ayrılırsa, beyinlerin konuşma seslerine o denli hızlı yanıt verdiği sonucuna ulaşmış. Kraus, “Bu araştırma, çocukların şu anda aldığı müzik eğitiminin, bundan yıllar sonra sağlıklı biçimde yaşlanmaları üzerindeki etkisini gösteriyor” diyor. “Araştırmalarıöızda karşılaştığımız, çocukluk döneminde müzik eğitiminin yaşlı yetişkinlerde konuşmaya verilen tepkinin zamanlamasını etkilemesi özellikle önemli; zira sinirsel zamanlama yaşlanmaya başlayan yetişkinlerde genelde ilk kaybedilen şey” diye de ekliyor. Araştırma için yaşları 55-76 arasında değişen 44 sağlıklı yetişkine sentezlenmiş bir konuşma hecesi (“da”) dinletilirken araştırmacılar işitsel beyin kökündeki elektriksel etkinliği ölçtüler. Beynin bu kısım sesi işliyor ve bilişsel, duyusal ve ödül bilgisi için bir merkez görevi üstleniyor. Araştırmacılar, katılımcıların hiçbiri yaklaşık 40 yıldır çalgı çalmamış olsa da, yaşamlarının erken döneminde 4-14 yıl arası müzik eğitimi olanların konuşma seslerine en hızlı tepkiyi verdiğini gördüler (müzik eğitimi almamış olanlardan milisaniye mertebesinde daha hızlı). “Bir milisaniyelik fark çok görünmeyebilir ancak beyin zamanlama konusunda çok hassastır ve milyonlarca nörona yayılmış bir milisaniye, yaşlı yetişkinlerin hayatında büyük fark yaratabilir” diyor araştırmada  yer almayan ancak Dallas’taki Tecxas Üniversitesinde beynin sesleri nasıl işlediğini araştıran Dr. Michael Kilgard.” Söz konusu bulgular beyinlerimize erken yaşta yapıtığımız yatırımın meyvelerini daha sonra topladığımızı kanıtlıyor.”

No Comments

There are not comments on this post yet. Be the first one!

Post your Comment

© 2018 VictorThemes. All right reserved.